Yeni MHK Başkanı Kim Olacak? Türk Futbolu Parazitlerinden Kurtuluyor

Bir hastalığı tedavi etmenin ilk şartı, onu açıkça adlandırmaktır. Türk futbolu yıllardır kendi hastalığına isim koymaktan kaçtı. Hakem tartışmaları “maçın doğası” denerek geçiştirildi, bahis söylentileri “kulis dedikodusu” diye rafa kaldırıldı. Son iki haftada yaşananlar ise bu geçiştirme döneminin sonuna geldiğimizi gösteriyor.

Acı bir süreçten geçiyoruz, bu kesin. Ama içimde küçük bir umut da var. Belki de ilk kez, sistemin içine yerleşmiş ve futbolun kanını emen o usulsüzlük düzeninden gerçekten kurtulma şansımız doğuyor. Yeni MHK başkanının kim olacağı sorusu da tam bu yüzden sıradan bir atama meselesi değil.

Yeni MHK Başkanı İçin Masadaki İsimler

Ferhat Gündoğdu’nun tutuklanıp istifa etmesinin ardından federasyon geçici bir kurul oluşturdu ve yeni yapılanma için çalışmalara başladı. Görüştüğüm önemli kişilerden aldığım bilgilere göre bugün itibarıyla en güçlü aday Sürhat Müniroğlu. Basına yansıyan haberler de Müniroğlu’nun öne çıktığını doğruluyor.

Masada bir de yabancı formülü var. Bu seçenek için Premier Lig hakemi Anthony Taylor’ın adı geçiyor. Ancak mevcut talimatlar böyle bir atamaya izin vermiyor. Talimat değişikliğiyle bu engelin aşılabileceği konuşuluyor. Açıkçası yabancı bir başkan fikrinin hem güçlü destekçileri hem de sert eleştirmenleri var. Destekçiler “Kimseye borcu olmayan biri gelsin” derken, karşı çıkanlar sorunun kişilerde değil yapıda olduğunu hatırlatıyor.

Bana sorarsanız iki taraf da kısmen haklı. Yeni MHK başkanı kim olursa olsun, eski yapının alışkanlıklarıyla çalışmak zorunda kalırsa sonuç değişmez. Asıl soru, yeni başkana nasıl bir sistem teslim edileceği.

Bahis Soruşturması Sadece Hakemlerle Sınırlı Değil

Parazitlerden söz ediyorsak meseleyi yalnızca hakem odasına sıkıştırmak haksızlık olur. Bahis iddiaları kulüp yönetimlerine ve federasyonun kendi kurullarına kadar uzanıyor. Bahis iddiasıyla PFDK’ye sevk edilen kulüp yöneticileri var. Federasyon yönetim kurulu üyesi Ural Aküzüm de aynı gerekçeyle disipline sevk edildi ve görevinden istifa etti. Ardından yedek listedeki üç isim daha görevlerini bıraktı.

Kulislerden aldığım bilgilere göre bahis soruşturmaları kapsamında bazı alt lig kulüplerinin başkanları ve yöneticileri de süreci yakından takip ediyor. Görevlerini sürdürememe ihtimali olan bu isimlerin olağanüstü seçim taleplerini desteklediği konuşuluyor. Yani temizlik bir taraftan sahadan, bir taraftan da yönetim katlarından aynı anda yapılıyor.

Temizlik Gerçekten Başladı mı?

Rakamlar ve kararlar ilk bakışta umut verici. Merkez Hakem Kurulunun başkanı dahil yedi kişi tutuklandı. Başsavcılık hakemler derneği için fesih davası açtı. Federasyonun kendi yönetiminde zincirleme istifalar yaşandı. Türk futbolu tarihinde bu kadar kısa sürede bu kadar köklü adımın atıldığı başka bir dönem hatırlamıyorum.

Ama dürüst olmak zorundayım. İsimlerin gitmesi ile düzenin değişmesi aynı şey değil. Yaptığım aramalardan sonra gördüğüm şu: Federasyon hâlâ kendi geleceğine karar verememiş durumda. Bunun en net göstergesi de bugün saat 15.00’te Riva’da yapılması planlanan olağanüstü toplantının son anda cuma gününe ertelenmesi oldu. Gerekçe olarak başkanın çarşamba günkü UEFA toplantısı için İsviçre’ye gidecek olması gösterildi. Ama kulislerde bu ertelemenin zaman kazanmak için yapıldığı konuşuluyor. Başkan istifa etmeyeceğini söylüyor, yönetim kurulunun bir bölümü ise başkan gitmezse kendileri gitmeye hazırlanıyor. Kapsamlı bir temizlik, önce bu belirsizliğin bitmesiyle başlar. Bu yüzden cuma günkü toplantı, sadece bir yönetim kurulu toplantısı değil, temizliğin ciddiyetinin de turnusolü olacak.

Kalıcı Kurtuluş İçin Ne Yapılmalı?

Bu krizden gerçekten güçlenerek çıkmak istiyorsak bazı adımlar artık tartışmaya açık olmamalı. Bence ilk sırada hakem kurulunun bağımsızlığı geliyor. MHK, federasyon yönetimiyle aynı sandıkta kurulup aynı sandıkta yıkılan bir yapı olmaktan çıkmalı.

İkinci sırada şeffaflık var. Hakem atamaları açık kriterlere bağlanmalı, bu kriterler kamuoyuyla paylaşılmalı. VAR kayıtları belirli bir gecikmeyle yayımlanmalı ki kimse kapalı kapılar ardında ne konuşulduğunu merak etmesin.

Üçüncüsü mali denetim. Hakemlerin ve kurul üyelerinin mali hareketleri düzenli olarak izlenmeli, bahis şirketleriyle olası temaslar için güçlü bir uyarı mekanizması kurulmalı. Dördüncüsü de belki en önemlisi: Usulsüzlükleri bildiren hakemler korunmalı. Bu dosyanın açılmasında müşteki ve tanık ifadelerinin payı büyük. Sesini yükseltenler cezalandırılırsa bir sonraki skandalı kimse ihbar etmez.

Türk futbolu parazitlerinden kurtuluyor mu? Bugün buna net bir “evet” demek için erken. Ama ilk kez doğru yöne bakıyoruz. Gerisi, cuma günü Riva’da ve sonrasında atılacak adımların cesaretine bağlı. Ben her gelişmeyi takip etmeye devam edeceğim.